Usta
- 10.7.2009 | 0:00
- Dram
- 1 Yorum Var
“Usta” filmine fazla bir beklenti içinde olmadan, bir nevi Türk filmlerine destek mahiyetinde ama daha çok da, ne yalan söyleyeyim, hani aramızda yabancı yok, Atlas’ta 5 liraya gösterildiği için gittim. Evet, param az, öldürecek zamanım çoktu. Üstelik filmin ne denli güzel olduğuyla ilgili de hiç bir fikrim yoktu. Hani hiç ummadığın bir zamanda radyoda en sevdiğin şarkı çalar ya! Hani çantanın bir yerinde, ceketinin bir cebinde ya da kitabının arasında para bulursun ya! Hani istemeye istemeye gittiğin bir akraba ziyaretinde çok eğlenirsin ya! Hani hiç umutlu olmadığın bir sınavdan geçtiğini öğrenirsin ya! İşte öyle güzel bir duyguyla sinema salonundan çıktım.
Öncelikle filmin hikayesi Holivud filmlerinde kusana kadar izlediğimiz “tutkunun peşinden git, azmin sağından sap, gayretin elli bilemedin altmış metre ötesinde hedefine ulaşacaksın” temalı hikayeleriyle benzer nitelikte. Ama daha bizden, daha gerçekçi, daha sıcak. Burada da uçak yapma daha doğrusu tamamen Türk yapımı bir uçak yapma tutkusuyla yanıp tutuşan, hatta hızını alamayıp atölyeyi tutuşturan bir ustamız var. Kendisi işinin ehli olmakla beraber gece gündüz kafası uçak uçurma hayalleriyle dolu olduğu için işini az buçuk, evini az biraz, eşini de bir hayli ihmal etmekte. Hadi diğerleri neyse de, kadın kısmı kendisinden daha baskın bir tutku kabul eder mi? Etmiyor da nitekim. Ya ben ya uçak kertesine gelince işler, ustamız bir yol ayrımına varıyor işte. Başta Hezarfenliği ağır bassa da, gerçek olanın, en büyük tutkusunun aşkı olduğunu anlıyor da neyse ki, hayatta en çok sevdiği iki şey arasında bir seçim yapıyor. Bir pırpıra binip uçmaktansa sevdiceğinin yanında ayaklarını sağlamca yere basmayı yeğliyor. İşe bakın ki, “Birini feda etmem gerekti, ben de onu attım gitti.” diye düşünürken, sırrına eremediğimiz kader, ustamıza sevdiceğiyle ayaklarını yerden kesmeyi de nasip ediyor. Adamın kalbi hakikaten temizmiş demek ki.
Hikayenin ayrıntıları izleyeceklere kalsın biraz da, biz gelelim oyunculara. Başrol oyuncularından tutun da figüranlara kadar hepsinin iyi olduğu fazla film hatırlamıyorum. Usta, artık ilk aklıma gelenlerden olacak. Yetkin Dikinciler, Babam ve Oğlum’da çok iyiydi zaten, burada da tam bir usta. Beni şaşırtan oyunculardan biri Şevket Çoruh ki tam anlamıyla Eskişehirli bir esnaftı gerçekten. Bir diğeri de Hasibe Eren ki kendisi Makbule’den tek bir kare bile vermedi, Makbule’yi andıracak herhangi bir jest veya mimik dahi yapmadı (Zira bir tiple tanınan bir oyuncuyu izlediğinde, seyircinin genellikle hep o tipi görme gibi bir kusuru vardır oyuncuya karşı.). Çocuk oyuncular, Emine’nin ailesi, ustanın çırakları vs. hepsi çok iyi oynamışlar.
Filmin bir diğer dikkatimi çeken tarafı, uzun sahnelerin tek kamerayla çekilmesiydi. Başka filmlerde pek sık rastlamadığım, fazlasıyla beğendiğim, bir film çeksem ben de böyle bir yöntem kullanırdım dediğim bu tekniğin adı sanı nedir bilemiyorum ama çok hoş olmuş.
Bir şey daha ekleyerek yazıma son veriyorum. Filmin müzikleri de çok güzel.
Tamam iki şey olsun. Bu nasıl denir, tuhaf kaçar mı bilemiyorum ama şöyle diyeyim; şimdiye kadar izlediğim filmler içinde en güzel ölüm sahnesine sahip filmdi.
Yorum Yaz:
Yorum yazarken adınız, soyadınız, e-posta adresiniz ile yorumunuzu mutlaka girmelisiniz. E-posta adresiniz burada gözükmeyecek ve aynı zamanda başkalarıyla kesinlikle paylaşılmayacaktır. Lütfen yazı ile alakalı yorumlar yazmaya özen gösteriniz. Aksi halde yorumunuz yayımlanmayabilir.











The Book Of Eli
Romantik Komedi
Recep İvedik 3
İntikam Peşinde
Ada: Zombilerin Düğünü…
Aşka Yolculuk (Leap Ye…
Ucubeler Sirki: Vampir…
Titanların Şavaşı (Cla…
Yenilmez (Invictus)
Dersimiz Atatürk
Yorumlar:
"Usta" yazısı hakkında toplam 1 Yorum yazıldı. Siz de bu yazı hakkında yorum yazabilirsiniz.
Emre Erdoğan 20.8.2009 17:17
Filme, konusunu bilmeden sadece Yetkin Dikinciler için gitmiştim. Filmde bu kadar eğleneceğimi, duygulanacağımı, güzel vakit geçireceğimi beklemiyordum. Yetkin Dikinciler kadar Şevket Çoruh’un performansı da muhteşemdi.
Filmi biraz konusu bakımından Devrim Arabaları’ na benzettim. İkisinde de kapitalist güçlere karşı bir duruş, üretimimize sahip çıkma mesajı verilmekte. Tabiki birinde ulusal diğerinde ise yerel bir mücadele. Türk sinemasının son dönemlerindeki iki başarılı filmi. İkisi de kesinlikle izlenmeli.